1. (Guba & Lincoln, 1994 ) “Pozitivizm; do?ru ve

1.     ?lk olarak Thomas Kuhn taraf?ndan
ortaya at?lan “Paradigma” kavram? “belirli bir bilimsel yakla??m?n do?ay?
sorgulamak ve do?ada bir ili?kiler bütünü bulmak için kulland??? aç?k veya
gizli inançlar?, kurallar?, de?erleri ve deneysel araçlar? kapsayan bir bilim
anlay???d?r.” (Kuhn, 2014, s.14)

 

Paradigma; bilimin ne olmas?
gerekti?i, nas?l yap?lmas? gerekti?i, bilimsel bilginin amac?n?n ne oldu?u ve
bilimsel bilgiye nas?l ula??laca??na yönelik bilim camias? taraf?ndan
benimsenmi? bir dizi ön kabullerdir. Dolay?s?yla bir paradigman?n varl??? o
paradigmay? benimseyen bilim insanlar?ndan ortak bir anlay???n olu?mas?n?
sa?layarak söz konusu bilim cemaatine; bilimin amac? ve i?levi, izlenecek
teorik ve metodolojik kurallar, ne tür sorular?n sorulmas? ve ara?t?r?lmas?
gerekti?i, ba?vurulacak yöntemler (teknik ve araçlar), bilimsel ara?t?rma
sonuçlar?n?n nas?l yorumlanaca?? ve ara?t?rmalar?n bilimselli?ini
de?erlendirecek ölçütler hakk?nda baz? standartlar ve ön kabuller sunar (Dikeçligil,
2010, s. 54-55).

We Will Write a Custom Essay Specifically
For You For Only $13.90/page!


order now

 

Dikeçligil’in al?nt?s?ndan yola
ç?karak paradigmalar? de?erlendirirken ve kar??la?t?r?rken yan?lg?ya dü?memek
için her zaman göz önünde bulundurmam?z gereken karakteristik özellikler
oldu?unun alt?n? çizmek gerekti?ini dü?ünüyorum. Paradigmalar tarihin her
döneminde de?i?iklik göstermi?tir ve temelde insan dü?üncesinden türedi?i için kesin
çizgiler ile olu?turulmu? dayanaklar?n pe?ine dü?mek beyhude bir çaba
olacakt?r. Her paradigmay? bilimsel bir yakla??m olarak kabul etmekle birlikte temelinde
ki?iye özgü ya?am görü?lerinin de bir yans?mas? oldu?u unutulmamal?d?r.

 

Paradigma gerçekli?in do?as?na
ili?kin ontolojik, bilgiyi elde etmeye ili?kin epistemolojik ve bilginin nas?l
elde edilece?ine ili?kin metodolojik varsay?mlar olmak üzere birbirinin içine
yuvarlanm?? üç tür bile?enden/say?lt?dan olu?ur (Dikeçligil, 2006, s. 48).
Ontolojik, epistemolojik ve metodolojik bile?enler birbirini tamamlay?c?
niteliktedir. Dolay?s?yla bu üç bile?enden birinin eksikli?i ve temelsizli?i
durumunda paradigman?n temelleri sars?l?r.

 

Sosyal bilimlerde dört ba?at
paradigma kar??m?za ç?kar. Pozitivizm, Post-pozitivizm, Ele?tirel Teori ve
Yap?salc?l?k.

 

Ayd?nlanma Dönemi’nin etkisi ile
ortaya ç?kan Pozitivizm “do?a bilimlerinin ve sosyal bilimlerin formal söylemini
yakla??k 400 y?ld?r domine eden “genel görü?”ü (received view) simgeler.” (Guba
& Lincoln, 1994 ) “Pozitivizm; do?ru ve gerçeklik kavramlar?n?n gözlenen ve
gözlemciden ba??ms?z olarak konumland??? ontolojik prensibine dayan?r.
Pozitivist bir ara?t?rmac? evrenin ya da dünyan?n sabit ve de?i?mez nitelikteki
kanunlar yoluyla i?ledi?ini; tarafs?zl?k, ölçüm, nesnellik ve tekrarlanabilirlik
kavramlar?na vurgu yaparak savunur. Pozitivist kuramc?lar realist, ba??ms?z ve
objektif bir analiz yoluyla evreni inceler.”(Aliyu, 2014, s. 81-82) Bu
bilgilerden yola ç?karak pozitivizmin ontolojisini “realizm” olarak göstermek
uygun olacakt?r. “?ndirgemeci ve determinist nitelikli bir paradigma” (Hesse,
1980) olan pozitivizm sosyal düzeni neden-sonuç ili?kisi temelli anlamland?rma
yoluna gider. Pozitizmin epistemolojisine bakt???m?zda düalist ve objektivist
oldu?unu görürüz. (Guba & Lincoln, 1994) Bilginin kayna?? sorusuna madde
olarak cevap veren pozitivist paradigma, bilginin s?n?r? nedir sorusuna ise
evrensel yasalar?n tümü olarak kar??l?k verir.

 

Pozitivizm epistemolojik
temellerini Rene Descartes’?n epistemolojisinden alm??t?r. Descartes
“rasyonel”in do?ru ve gerçeklik ile ilgili bilgiyi edinme ve üretme yolunda en
iyi yakla??m oldu?unu ileri sürer. Bu yakla??m olaylar?n daha önceden
düzenlendi?ini ve birbiri ile ba?lant?l? oldu?unu savunur. Bu dü?ünce ayn?
zamanda gerçe?in ve do?runun yap?land?r?lm?? ve sonuç ç?kar?labilir oldu?u
sav?n? da beraberinde getirir. Bu çeli?kili durum pozitivizmin sa?laml?l???na,
gücüne ve do?rulu?una zarar vermi?tir. (Aliyu, 2014, s. 83)

 

Pozitivizmin metodolojisine
bakt???m?zda deneysel ve manipülatif oldu?unu görürüz. (Guba & Lincoln,
1994 ) “Pozitivist metodoloji laboratuvar ortam?na benzer d??tan gelen etkilere
kapal? izole bir çevrede gerçekle?tirilen deneylerden yana duru? sergiler.”
(Aliyu, 2014, s. 83) Bu al?nt?dan hareketle pozitivist yakla??m?n alt?n?
çizdi?i en önemli noktalardan birinin gerçekle?tirilen ara?t?rmalar?n sonuçlar?n?n
d??ar?daki herhangi bir faktörden etkilenmemesinin öncelikli bir kriter oldu?u sonucuna
var?labilir. Ara?t?rma yöntemi olarak nicel yöntemin kullan?ld??? pozitivist
paradigmada ara?t?rma süreci de tümdengelimsel bir niteliktedir. “Bilime egemen
olan pozitivist paradigma 1920’li y?llarda Einstein’?n fizikte “Go?relilik
Kuram?” ve daha sonra Heisenberg’in “Belirsizlik I?lkesi” gibi kuramlarla
sars?lm?s?t?r. Bu kuramlar o?ncelikle metodolojik ac??dan go?zlemcinin
aras?t?rma su?recindeki etkisi ve nesnellik ilkesinin sorgulanmas?na yol
ac?m?s?t?r.” (Sa?lam Ar?, Armutlu, Güneri Tosuno?lu, Yücel Toy, 2009)

 

Bilim du?nyas?n?n “dog?ru”
anlay?s??n? bir anlamda alt u?st eden bu kuram ve go?ru?s?ler bilime yeni bir
bak?s? ac??s? kazand?rm?s?t?r. So?z konusu kuramlar?n etkisi ile pozitivist
paradigmadan postpozitivist paradigmaya dog?ru bir do?nu?s?u?mu?n yas?and?g??
go?ru?lmektedir (Y?ld?r?m ve S?ims?ek, 2006:27).

 

            Post-pozitivist paradigman?n
ontolojisi “ele?tirel gerçekçilik” (critical realism) temellidir.

 

“Pozitivizmin kar?? cephesinde
konumlanan ele?tirel gerçekçilik, toplum bilimlerinin do?a bilimlerinde oldu?u
gibi bilimsel olarak incelenebilece?ini savunan bir bilim felsefesidir. Amac?
radikal bir sosyal bilim yöntemi geli?tirmektir. Ele?tirel gerçeklik felsefesi
toplumun bilimsel bir incelemesinin yap?l?p yap?lamayaca?? sorusuna yeni bir
boyut getirmektedir.” (Yalvaç, 2010, s.5) Bu al?nt?dan yola ç?karak post-pozitivizmin
bilimsel de?erlendirmelerin ç?kar?mlar?n?n bireylerin sosyal ya?am?nda da ayn?
do?rulukta kar??m?za ç?kabilece?i dü?üncesini savundu?unu söyleyebiliriz.

“Post-pozitivizmin epistemolojisi “de?i?tirilmi?
düalist/objektivist” olarak s?n?fland?r?l?r.” (Guba & Lincoln, 1994)
Düalizm yakla??m?n?n büyük bir ölçüde terk edildi?i post-pozitizmde nesnellik
“düzenleyici bir amaç” olarak yer etmeye devam etti. Post-pozitivizmin önemli
geli?melerinden birinin nesnelli?i de?erlendirirken kontrol ve düzen sa?lamak
ad?na d??ar?dan editör ve hakem gibi “muhaf?z”lar?n devreye girmesi oldu?u
söylenebilir.” (Guba&Lincoln, 1994) Sosyal bilimler metodolojisi aç?s?ndan
önemli bir fark yaratan Post-pozitivizmin metodolojisi ise “de?i?tirilmi? deneysel/manipülatif”
kategorisinde s?n?fland?r?l?r. Post pozitivist yakla??m do?ru ve gerçe?i de
sorgulama alt?na alt??? için metodolojinin yaln?zca bir metot ile s?n?rl?
kalmamas? gerekti?ini savunur ve birden fazla metodun kullan?lmas?n?n
gereklili?inin alt?n? çizer. “Ele?tirel ço?ulculuk” ad? verilen metot
hipotezleri do?rulama yerine yanl??lama üzerine kuruludur.” (Guba & Lincoln,
1994) Böylece post-pozitivizmin metodolojik ba?lamda da pozitivizmin “objektivizm”
vurgusuna kar?? bir duru? sergiledi?i sonucuna var?labilir.

 

Ele?tirel teoriye geldi?imizde ontolojisinin
temellerini “tarihsel gerçekçilik” (historical realism) kavram?n?n
olu?turdu?unu görürüz. “Tarihsel gerçekçilik gerçekli?in zaman içerisinde
sosyal, politik, ekonomik, etnik ve cinsiyet faktörlerinden olu?an bir küme
taraf?ndan ?ekillendirildi?ini ve günümüzde do?al ve de?i?mez olarak addedilen
gerçeklik yap?lanmalar?na do?ru kristalize oldu?unu savunur.” (Guba &
Lincoln, 1994) Bu ba?lamda tarihsel gerçekçili?in bizim do?du?umuz günden
itibaren sabit olarak kabul etti?imiz yerle?ik yarg?lar?n tamamen do?ru olup
olmad???n? s?nama yoluna gitti?ini söyleyebiliriz.

 

Ele?tirel teorinin epistemolojisine
bakt???m?zda ise “etkile?imsel ve öznelci” (Guba & Lincoln, 1994 )
nitelikleri bar?nd?rd???n? söyleyebiliriz. Gözlemci ve gözlemlenen öznenin
aras?ndaki ileti?imin gereklili?ine vurgu yapan yakla??m ayn? zamanda
“ara?t?rmac?n?n da ara?t?rman?n sonucunu kaç?n?lmaz olarak etkiledi?ini” (Guba
& Lincoln, 1994) savunur. Bu ili?kilenmenin vurgulanmas? sosyal bilimlerde ontolojik
ve epistemolojik ba?lamda yerle?ik yakla??mlara olan bak?? aç?s?n?n
de?i?mesinde büyük bir rol oynam??t?r zira “neyi bilebiliriz sorusunun cevab?
belirli bir ara?t?rmac? ve belirli bir ara?t?rma öznesi ile ayr?lmaz bir
?ekilde iç içe geçmi?tir” (Guba & Lincoln, 1994) Bu ba?lamda ele?tirel
teorinin metodolojisinin de bu etkile?im ve ili?kilenmeye olan vurgu ile
ba?lant?l? olarak geli?ti?ini dü?ünebiliriz. Ara?t?rma hem kat?l?mc?n?n hem de
gözlemcinin etkile?imini gerektirdi?i için “ara?t?rmac? ve ara?t?rma özneleri aras?ndaki
diyalog diyalektik olmal?d?r ki yan?lmalar bir bilinçlilik haline
dönü?ebilsin.” (Guba & Lincoln, 1994) Bu metot sayesinde ara?t?rma özneleri
ve ara?t?rmac?lar gerçekli?e dair yarg?lar?n? tekrar gözden geçirip bir bilinç
kazanabilirler.

 

Sosyal bilimlerdeki ba?at
paradigmalar?n dördüncüsü olan “?n?ac?l?k/Konstrüktivizm” (Constructivism)
ontolojik aç?dan “göreli” bir yakla??m sergiler. Gerçekli?in birden fazla
formunun oldu?unun ve “elle tutulamaz zihin in?alar?” oldu?unun  (Guba & Lincoln, 1994) alt?n? çizen bu
ontolojik yakla??m asl?nda herkesin farkl? gerçeklikleri olabilece?ine vurgu
yapar. Bireyler anlam dünyalar?n? kurduklar? ba?l?ca alan olan çevrelerinden
ba??ms?z olarak dü?ünülemezler. ?n?ac? yakla??m da gerçekli?in bu çevrede
olu?tu?unu göz önünde bulundurarak her bireyin farkl? bir gerçeklik alg?s?
olabilece?ini savunur. Ele?tirel Teori’nin epistemolojik temellerini olu?turan
“etkile?imsel ve öznelci” yakla??m? ?n?ac?l?kta da görürüz. Metodolojisini
inceledi?imizde ise “hermenötik ve diyalektik” s?n?fland?rmas?nda oldu?unu
söyleyebiliriz. ?n?ac?l???n belkemi?i olan ara?t?rmac? ve ara?t?rma öznesi
aras?ndaki etkile?im vurgusu metodoloji ba?lam?nda da yap?l?r. “Sosyal
yap?lanmalar?n de?i?ken ve öznel do?as? gere?i bireysel in?a süreci yaln?zca
ara?t?rmac? ve ara?t?rma özneleri aras?ndaki etkile?im yolu ile ortaya
ç?kar?labilir.” (Guba & Lincoln, 1994) sav?n?n ?n?ac?l?k metodolojisinin
temelini yal?n bir biçimde anlatt???n? dü?ünüyorum.

 

Bir kar??la?t?rmada bulunmak
gerekirse dört ba?at paradigman?n dördünü de ontolojik ba?lamlar?nda ele
ald???m?zda pozitivizmin naif gerçekçilik vurgusuna kar??n hala bir nesnellik
vurgusundan söz eden fakat ele?tirel bir yakla??m sergilemesiyle önem kazanan Post-pozitivizm,
sonras?nda Ele?tirel Teori’nin sorgulamadan kabullendi?imiz yerle?ik yarg?lar?
s?nayan “tarihsel gerçekçilik” vurgusunu getirmesi ve ?n?ac?l?k yakla??m?n?n
çoklu gerçeklikleri savundu?u “göreli” ontolojik zemini çerçevesinde “en farkl?
ontolojik yakla??m?n ?n?ac?l?k’ta oldu?u” (Guba & Lincoln, 1994) sonucuna
var?labilir. Epistemolojik aç?dan bakt???m?zda ise ontolojik yakla??mlara
benzer olarak Pozitivizm ve Post-pozitivizmin “objektivizm” ekseninde hareket
etti?ini fakat Ele?tirel Teori’nin ve ?n?ac? yakla??m?n “etkile?imsel ve
öznelci” temellerinin sosyal bilimler aç?s?ndan önemli bir dönü?üme imza att???
kan?s?na var?labilir.

 

Metodolojik ba?lamda dört
paradigmay? da inceleme alt?na ald???m?zda pozitivizm ve post- pozitivizmin
ayr?ld???n? görürüz. Pozitivizm gerçeklere yönelip, gerçekleri ortaya ç?karma
e?iliminde iken Post-pozitivizm tam tersi bir e?ilim göstererek hipotezlerin yanl??lanmas?
yönünde bir e?ilim gösterir. Tarihsel gerçekçilik yakla??m?n? metodolojisine de
yans?tan Ele?tirel Teori ve etkile?imcili?e vurgu yapan ?n?ac? yakla??m
yerle?ik yarg?lar?n yeniden in?a edilmesini amaçlayan diyalektik bir metodoloji
geli?tirmi?tir. 

x

Hi!
I'm Angelica!

Would you like to get a custom essay? How about receiving a customized one?

Check it out